İşte böyle blogcum öyle tembelim ki tembelliğime mazaret olarak Atatürk’ü bile tanık göstermeye çalışıyorum şuursuzca. Koca milleti de bu kapsam içine almaya çalışıyorum ki yaptığım normal bir şeymiş gibi görünsün… Sen de haklısın kim inanır ki buna.
Her gün bir şeyler yazma hevesi oluyor aslında içimde ama bilgisayar başına geçince oyun oynayıp feysbuk’un gelişmelerini takip etmekten vakit bulamıyorum dişe dokunur bir şeyler yazmaya. Aslında arkadaşlarımın durumlarına, fotoğraflarına filan bir sürü bir şeyler yazıyorum be blogcumm… Sayılmaz mı onlar…??!! Peheyyy.. Şuna bak, hala bahane peşindeyim, bir de okulda dersini yapmayan öğrencilerime kızıyorum ödev yapmıyorlar diye.

Bir de bilgisayar öncesi zamanda yaşadığımızı düşünsene. Al eline kalemi bileklerin kopuncaya dek yaz babam yaz. Hatta divitle, mürekkeple belki o da yok daha ilkeliyle bir kuş tüyüyle. Bunları geçtim, herhalde ben daktiloyla yazmaya bile üşenirdim. Düşünsene yazım yanlışlarını redakte edip oturup tekrar baştan yazacaksın filan. Birden daha çok sevdim şu“vörd” programını. Çok daha fazla saygı duydum şimdi zamanında o tuğla gibi şahane kitapları yazan adamlara. Dostoyevski, Victor Hugo filan da tembel olaydı ne yapardık.. Vay anasını.. Böyle düşününce insan bir fena oluyor haa..
Sap saman şeylerde anlatsam sana kendimi iyi hissettirdin bana blogcuğumm, seni gördüğüme sevindim.. Olaylara garışma.. Arada uğrarım ben yine.
abi tembellik üzerinde şık durmuyo yalnız. sen de tembellik yaparsan halimiz nice olur.
YanıtlaSil