şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2010 Salı

Dünya Kupası Günlüğü 16




HOLLANDA: 2 ( ROBBEN 18’, SNEİJDER 84’)
SLOVAKYA: (VİTTEK 90+3 pen)




* Hollanda ilk defa bu kadar ciddi bir şekilde şampiyon olabileceğini hissettiriyor.
* Daha önce de aynı tespiti yapmıştık. Bu turnuvada kimse macera aramıyor. Kimse göze hoş gelen futbol oynama derdinde değil. Brezilya, Arjantin ve Hollanda da dahil.




* Total futbolun beşiği, her daim aklımızda tempolu ve güzel futboluyla yer eden Hollanda bu turnuvada çok farklı. Sanki İtalya’yı ya da geçmiş dönemlerin Almanya’sını filan izliyoruz.
* Hiç macera aramıyorlar, çok sabırlılar, hiç aceleleri yok ve eninde sonunda istediklerini alıyorlar.


(Başarılı bir maç çıkartan kaleci Mucha'nın maç boyu yaptığı tek yanlış hareket Sneijder'in boş kaleyle karşı karşıya kalmasına neden oldu.)

* Sonunda Robben de girdi takıma ve işte budur dedirtti bize.


(Çok pis vururum ha.)

* Kulübünde de milli takımda da hep diğerlerinin gölgesinde kalıyor ama futbolseverlerin gönlünde onun yeri ayrı bence. Diğerleri kadar fiyakalı değil ama her zaman işini en iyi yapanların, son damlasına kadar mücadele edenlerin başında geliyor. Kimdir bu. Tabi ki Dirk Kuyt. Saygım var bu adama.



* Robert Vittek de giderayak gol sayısını dörde çıkarıp beleşçi Higuain’i yakaladı. Ola ki Higuain bu saatten sonra başka gol bulamazsa ve alttan gelen adaylar da 4 golü geçemezse gol krallığını birileriyle paylaşabilir. Ama bu düşük bir ihtimal gibi görünüyor. Şimdiden üçe ulaşan Luis Fabiano’nun, Luis Suarez’in ve David Villa’nın 4 golü geçmeleri gayet olası.



BREZİLYA:3 (JUAN 35’, L. FABİANO 38’, ROBİNHO 59’)
ŞİLİ:0


* Gönlüm Şili’den yanaydı ama olmadı, olması da zordu zaten.
* Portekiz maçında lanetlemiştim Brezilya’yı ama lanetim tutmadı. O gün çok sallamıştım Brezilya’ya bize izlettikleri kötü futbol yüzünden.
* Çok şükür bugün birazcık oynamayı lütfettiler. Biraz da Şili’nin şuursuz futbolu sayesinde istediklerini gayet akıllıca bir futbolla aldılar.




(Kilidi açan gol Juan'ın müthiş kafa vuruşuyla geldi.)

* Şili’nin şuursuz futbolu dedim ama yine de hakkını yemeyelim adamların. Güçlü bir rakibe karşı çoğu takımın yaptığı gibi “aman gol yememek için kapanalım atarsak bir şekilde atarız yeter ki yemeyelim bunun için de ölesiye kapanalım” taktiğiyle oynamadılar. Turnuvanın başından beri yaptıkları şekilde kaybetmemek için değil de kazanmak için çıktılar. Bu kadar da abartmasalardı iyi olurdu lakin tebriği yine de hak ediyorlar.
* Brezilya, Portekiz maçına göre çok iyi futbol oynadı ama yine de ciddi rakiplere karşı ne yapabileceklerini merak ediyorum. Hollanda’nın derli toplu futboluna diş geçirebilecekler mi göreceğiz.


(Artiz ne arar la Afrika'da..:))

22 Haziran 2010 Salı

Dünya Kupası Günlüğü 10


PORTEKİZ: 7 (dk. 29 MEİRELES, dk. 53 SİMAO, dk. 56 ALMEİDA, dk. 60-89 TİAGO, dk. 81 LİEDSON, dk. C. RONALDO)
KUZEY KORE: 0



* Portekiz’in yaptığına ayıp denir.
* Bu maçın sadece ilk yarısını izlemiş birisine maç skorunu söylediğinizde buna inanmakta güçlük çekebilir. Çünkü ilk yarıda ancak 30. dakikada golü bulabilmiş ve oyuna ağırlığını koyamamış bir Portekiz vardı. Keza Kuzey Kore gol pozisyonlarına giriyor rakibini zorluyordu. Ne olduysa 53 ile 60. dakikalar arasında oldu. Portekiz bir anda patlayıp 7 dakikada üç gol atınca garibim Kuzey Kore duman oldu.


* Ama olsun turnuvaya renk kattıkları kesin. Şampiyonadaki birçok takım, Kuzey Kore’nin oynadığı -ya da oynamaya çalıştığı diyelim- futbolun onda birini oynamadılar. Bu açıdan onları tebessümle anacağız.
* Canım ne var Kuzey Kore’ye o kadar gol atmakta dememek lazım. Portekiz’in hücum organizasyonları gayet başarılıydı. Birey birey baktığımızda Brezilya’dan bile klas bir takımları var.
* İlerleyen turlar için umut verdiler. 2004’te final, 2006’da yarı final, 2008’de çeyrek final oynadılar. Mantık olarak bu turnuvada 2. turda elenmeleri lazım.:)) Bu işin esprisi tabi. Finale kadar gidebilir hatta şampiyon bile olabilirler bence. Ama 2. turda İspanya’nın rakibi olurlarsa o iş nasıl olacak onu bilmiyorum işte.

(Yukarıdaki fotoğğrafıın hikayesini çok merak ettim gerçekten.):))



ŞİLİ: 1 (dk. 75 MARK GONZALEZ)
İSVİÇRE: 0


* Şili, turnuvanın iyi top oynayan nadir takımlarından biri. Ama öyle bir gruptalar ki aldıkları bu iki galibiyete rağmen hala çıkamama ihtimalleri var.
* İçimdeki kötü bir his, tam da böyle olacağını söylüyor.
* Futbolda hiçbir şey önceden kestirilemiyor; ama İsviçre’nin turnuvanın en futbol fakiri takımı Honduras’ı bir şekilde yeneceğini düşünüyorum. Bu durumda Şili, İspanya’ya karşı kaybederse yüksek ihtimalle-averaj hesabıyla- ikinci tur göremeyecek.
* Bu grupta sonuç ne olursa olsun kaybeden için dramatik bir sonuç olacağı kesin.


İSPANYA: 2 (dk. 17-51 DAVİD VİLLA)
HONDURAS:0



* David Villa’ yı izledikçe zevkten dört köşe oluyordur herhalde Barca taraftarları. 60 maçta 40 gol ne biçim bir orandır. Milli formayla bu kadar gol atmak her yiğidin harcı değil. Penaltıyı kaçırmasa Gonzalo Higuain’den sonra turnuvanın ikinci hat-trick herosu olacaktı.
* Bu gidişi sürdürürse hayal kırıklıkları listesine dahile edeceğim Fernando Torres’i de tıpkı Wayne Rooney gibi.
* İspanya, izlemesi çok keyifli bir takım, inşallah bir kazaya kurban gitmezler son maç. Çok ihtimal vermiyorum; lakin futbolda olmaz olmaz yok.
* Sergio Ramos kimlik bunalımında galiba. Herifçioğlu kendini forvet zannediyor baya. Gerçi herifte öyle bir dayanıklılık ve hırs var ki kale dahil bütün mevkilerde de oynar.


* Gerard Pique’ye hayranım. Teknik defans oyuncularını çok severim zaten. Yalnız nedir arkadaş bu herifin iki maçtır çektiği. Geçen maç kaşını yardılar, bu maç dişleri eline verdiler. Ayıptır yani.